Sağlık-Der Konya

ANADOLU SOSYAL NİZAMI, İSLAMIN GERÇEK RUHUDUR.

Eyüp Al

ANADOLU SOSYAL NİZAMI, İSLAMIN GERÇEK RUHUDUR.

ANADOLU SOSYAL NİZAMI, İSLAMIN GERÇEK RUHUDUR.

Yürekler acısı bir cemiyet düzeni karşısında duygusuz gönüllerle paslı vicdanların durup “ne için sosyal nizam?” dediklerini duyabiliriz. Öyle ya, rahatça yaşıyoruz. Karnımız doyuyor. Bir çoğumuzun altında son model otomobil. Şöyle böyle birkaç geliri olanların keyfi yerinde. Evimizde radyomuz, buzdolabımız var. Büyük şehirlerde düğünler, ziyafetler gırla gidiyor. Yurdun her tarafında fabrikalar açılıyor. Halk oyunu serbestçe kullanıyor. Üniversitelerimizin sayısı her yıl artmaktadır. Köprüler, hava limanları, yollar hepsi güzel görünüyor?

Evet, bunların hepsi doğru. Daha birçok parlak göz kamaştırıcı şey sayılabilir. Ancak, her birinin altında bir meyusiyet barınıyor. Her tarafı yaralı bir millet vücudunun parlak görünüşlerine aldanmayarak onun tedavisine el uzatmak için, sosyalizmin milliyetçi ve ruhçu şeklinin en iyi çare olduğuna inanıyor. Bunca parlak şekillerin altında biz pek iyi görüyoruz ki, bu vatanda toprak sahipsiz, gençlik sahipsiz, insan sahipsizdir. Oyunu kullanan, lâkin, kendi okuttuğu evlâdı kendi dilinden anlamayan, Batı’nın bütün lüks vasıtalarını kullanan, lâkin kullandığı sermaye kendinin olmayan, kendi ekmeği ile beslediği basın vb. gibi örgütlerin yine kendi mukaddesatına kıvılcımlar ve salyalar sıçratan, din adamı, büyücüsü ve üfürükçüsü ile elele veren, münevveri, halkının dilini koparmaya hevesli bir milletin perişan talihini tersine çevirip parlatacak olan, olsa olsa Anadolu’nun harmanlayıp mecz ettiği İslami anlayış nizamıdır. Biz ne için bı İslami adaletin Anadoluluk dâvasına bağlanıyoruz;

Öncelikle, Allah inancını seslerine sermaye yapan mevlidcilerin, vahşi seslerle sağır kulaklara haykırırcasına nara atan duacıların, din adını kullanarak halkı soymanın çeşitli yollarını icad eden sahtekârların, irşad vazifesi yapma bahanesiyle zavallı insanları hayvan sürüleri gibi sürükleyen şeyh taslağı cahillerin dini de, aklı da, insanlığı da çürüten  gayretlerinden milleti kurtarmak için,

İkinci olarak, Bir yandan devlet bütçesinden beslenme yolunu bulurken, öbür taraftan halkı da sistemli şekilde soymak için bütün gayret ve maharetini kullanan, günün icaplarına göre hacıya, hocaya, aleviye, kıza, oğlana, sporcuya, serseriye, hepsine hepsine, ahlâk, dâva ve mesuliyet bağışlamak, onu ciddi bir millet müessesesi hâline getirmek için..

Üçüncüsü, Lüzumsuz birçok yüksek memuriyet makamları gibi faizci, iratçı, komisyoncu (ithalât komisyoncusu, imar komisyoncusu, “avukat ve doktor komisyoncusu, büyük makam komisyoncusu, hizmetçi komisyoncusu, gümrük komisyoncusu, vs.) kabzımal, tellâl, iş takipçisi, salon fotoğrafçısı, vestiyer kiralayıcısı, milyoner ses sanatkârı, mevlidhan, duahan, şeyh soytarısı, gizli nikâhçı, büyücü, bakıcı, üfürükçü, meclis idare azalıkları, emir alıcı müfettişler, özel berberlikler, özel ahçılıklar, özel kalem kadroları, yüksek makam tahsisatları gibi iş hayatının daha nice sahalarında sayıları pek kabarık olan parazitlerini de ortadan kaldırmak için…

Dördüncüsü, Varlığı her yerinden yaralı olan köylünün beden yarasına bir bıçak vurmanın karşılığı olarak, tarlasını sattırmakla yetinmeyen, vurguncunun hürmetkâr esnafı, açgözlü hekimlerin soygunculuğundan dertli bir milleti kurtarmak için; yoksullarla yetimlerin devlet kapılarında sürünmelerine son vermek için.

Toprakla, yokluk ve çaresizlik içinde boğuşmaya mahkûm olan köylü ile büyük şehirlerin şahane lüksünü kullananların mağara devrinin hayatına mahkûm edilenlerle, Amerika’nın modem vasıtalarına sahip olanların, çalıştıkları hâlde yaşayamayanlarla, çalışmadan yaşayanların arasındaki uçurumu kapatmak, köylü ile şehirlinin dertleriyle kalplerini birleştirmek için, her beldede binlerce sefalet barınırken her köşe başında bir tanesi tüneyerek kendi duygusuz ve arsız saadetleri ile övünen, batının binlerce lüksüne hayran, vicdansız milyonerlerin arsızlığı karşısında nefreti insanlara öğretmek için.

Beşincisi, Kirli yüzlerin, haya bilmez bakışların sızıntısı olan hırs ve hased çamura ile tertemiz toprağı kirlenmekten koruyacak elleri yeryüzüne hâkim kılmak için. Her varlığı kendi nefsi için tasarlayan kemirici egoizmden ruhları kurtararak onları da Allah’a ulaştıracak merhameti canlandırmak için.

Ve nihayet…

Pek uzun bir tablo veya kanlı bir destan teşkil edecek kadar çok fecaatlerin vatanı olan Anadolu’da bu dertlerin hepsi yalnız bir şeyden şifasını bulacaktır; Vicdanlarımızın kumanda ettiği bir otorite, yani hakla elele veren bir iktidar. Onu nerede bulacağız diye şaşkın şaşkın dışarıda arayan, hakkı gökten insin diye bekleyen, iktidarı ellerden dilenen, kendi aczine inanmış zavallılara, bu dünyada herkesin kendi mesuliyetinin kendi omuzlarına yüklendiğini hatırlatırız. Hak ve iktidar, muayyen ölçüler vererek başkasına ısmarlanan bir elbise değildir; ancak onlara inananların eseridir. Ancak bugün bu şaşkınlıktan din bezirgânı sahtekârlar faydalanıyor ve söylediklerimizin İslâm’a aykırılığından büyücü ifadeleriyle bahsediyorlar. Halk bilmiyor ki, hiçbirisi dinî ruha sahip değil bu şarlatanların, halkı din adına soyarlarken, çiğnenip darbelenen İslâm dinidir. Bizim Anadolu ruhu ile mezcedilmiş nizamımız İslâm’ın ta kendisidir…

 

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları

Başkanımız

Foto Galeri

  • Arakanlı Kardeşlerimize Merhem Olurmusun
  • 3. Dünya Müslüman Toplulukları Kongresi & Fuar 2018
  • Sağlık Yönetimi Kongresi 2018
  • Eğitime Destek

Videolar

  • Sağlık Yönetimi Sempozyumu
  • Bana Çanakkaleyi Anlat
  • Millet Bir Ve Beraber.
  • Not Defteri Programı 2

Facebook'ta Derneğimiz

Twitter'da Derneğimiz

Dernek Scripti: Medya İnternet