Sağlık-Der Konya

ÇEVREMİZDEKİ KALİTE VE POLONYA NOTLARI

Eyüp Al

ÇEVREMİZDEKİ KALİTE VE POLONYA NOTLARI

 

Bir toplumda ulaşılabilecek en rahatlatıcı ve muhteşem seviye kalitesiz olanın çevremizde saklanacak yer veya hayat bulamamasıdır. Ülke olarak bu hedefin çok uzağındayız ne yazık ki..! Kalitesizlik, seviyesizlik maalesef kendi kendini ürettikçe üretiyor, çevremizdeki her şeye sirayet ediyor. Çevremizdeki alanı daraltıyor ve bu alan daraldıkça da toplum olarak her geçen gün daha da geriliyoruz, bu gerginliğin en son noktası patlama ile sonuçlanıp, cinayetler, olmaması mümkün her şey bir anda oluveriyor. Hayat kalitemizin düşmesi, yaşadığımız atmosferin nefes aldırmayan çeperi, ön görülemezlik, güvensizlik, her tarafımızı kuşatıyor ve maalesef bu kuşatılmışlık hissi içerisinde her birey agresif hale gelebiliyor.  

Oysa ki, çevresi ve doğal yaşantısı içerisinde insan bir anlamda kendi doğasına has bir şekilde doğal hayatın, temiz çevrenin, yeşilin kuşattığı naif bir yaşantıya muhtaç, bu bizim ülkemizde bir bir yok edilerek talan edildi, yaşantımız her geçen gün daha suni daha yapmacık, betonların ve griliğin içerisinde kaybolup gidiyor. Ne yaşanabilir bir iklim, ne de yaşanabilir bir çevremiz kalacak bu gidişle de. Doğal çevrenin bu kadar acımasızca talan edilmesi neticesinde de insanların birbirine karşı hoşgörü, nezaket, hoşgörü vb. göstermesi, görgü kurallarının işlemesi tamamen acube-i hilkat garibesi bir durum olurdu. Avrupa’nın herhangi bir şehrinde bunu gelişmiş veya gelişmemiş şeklinde hiçbir biçimde ayrım yapmadan ifade edebilirim ki, sokakları naif, yeşil içinde kaybolmuş, sizi modern bir yaşantının içerisinde, nasıl bir köy hayatı tarzında yaşanılırı öğretircesine gözünüze sokarak, insanların bir anlamda kendi sakin yaşantısının sürüp gittiği, hiç kimsenin diğer bir kimse ile hoşnutsuz bir şekilde alakasının olmayacağı, olamayacağı; olamayacağı diyorum çünkü; sokaklar sakin, bir kaldırımdan diğer bir kaldırıma geçmek için yol kenarına indiğiniz anda bütün trafiğin durduğunu hayal edebilirsiniz. Bu duygular içerisinde Avrupa’nın çokta modern anlamda ileri teknolojisi olmayan ama insana olan saygıyı belki katı kanunlarla da olsa hayata geçiren bir ülkesinde gördüğüm bu önem, Avrupa’nın neden bir çok ülkede, o ülke vatandaşlar tarafından hayranlıkla takip edildiğini anlayabilmeme de olanak sağlıyor.   

Polonya da Warşova da ve birkaç Polonya şehrinde gördüğüm çevre duyarlılığını, neredeyse Avrupa’nın birçok şehrinde gördüğüm gibi temiz ve taze havasının, büyük şehirlerde dahi olsa kocaman ormanlıkların yer aldığı belki yüksekliği 3-4 katı geçmeyen insan doğasına aykırılığı reddeden evleri (birçoğo beton yerine ateş tuğlalarla yapılmış) şehirlerin yeşiller içerisinde orman alanlarında kaybolup gidişi, insanı adeta bir köyde yaşıyormuş hissine kapılmaya itiyor. Bu duygularla Ülkeme döndüğümde ise, Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde geçirdiğim günlerde gördüğüm gibi, Önce insan ve her şey insan için algısı ülkemde de yaşanabilsin diye o kadar ümitleniyorum, Çevremiz ve doğanın korunması adına birçok şey yapmamız gerektiği ümidiyle yaşadığım şehre döndüğümde ise çok geçmeden bu duygularımın yeniden değişmesi gerektiği, dolayısı ile önce güç ve parası olanın yaşama hakkının olduğu düşüncesi beynime, düşüncelerime yeniden hakim oluyor. Umarım bizde Üstelik “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” söylemini geliştirmiş bir medeniyetin bakiyesi olan Türkiye de yaşayanlar olarak bu önce insan vurgusunu algılayıp kendimizi buna göre uyarlarız, Zira yarınlar çok geç olabilir sonraki nesiller, çocuklarımız ya da torunlarımız için…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları

Başkanımız

Foto Galeri

  • Arakanlı Kardeşlerimize Merhem Olurmusun
  • 3. Dünya Müslüman Toplulukları Kongresi & Fuar 2018
  • Sağlık Yönetimi Kongresi 2018
  • Eğitime Destek

Videolar

  • Sağlık Yönetimi Sempozyumu
  • Bana Çanakkaleyi Anlat
  • Millet Bir Ve Beraber.
  • Not Defteri Programı 2

Facebook'ta Derneğimiz

Twitter'da Derneğimiz

Dernek Scripti: Medya İnternet