Sağlık-Der Konya

LİYAKAT, KOÇİ BEY NİZAMNAMESİ, İRTİKAP, RÜŞVET VE HİMMET

Eyüp Al

LİYAKAT, KOÇİ BEY NİZAMNAMESİ, İRTİKAP, RÜŞVET VE HİMMET

         Kamu kesiminde yönetsel uyumsuzlukların sistemsel çöküşe sebep olduğu Osmanlıdan günümüze biline-gelen bir durumdur. Aynı durum bir holding veya bakanlık için de geçerlidir. Örneğin, herhangi bir sektördeki kamu kuruluşunda alt kademelerde görev yapan orta sınıf bir yönetici kim güçlüyse o makama yanaşmakta ve kendiliğinden bir taraf olma zorunluluğu hissetmektedir. Hükümetlerin başarısız olduğu bu sorun her dönemde görülmektedir. Özellikle kamu kurumlarında işten başka şeylerin konuşulması ve zamanın kavgalarla harcanması bildiğimiz bir gerçektir. Böyle bir kurumda iyi yönetim ve yönetişimin olduğunu kim iddia edebilir. Bu kurumlarda rutinin dışına çıkılabilir mi? dolayısı ile bu şekilde iyi işler sadece gariban memurların gayretlerinin ötesine geçemiyor. Kötü yönetimlerde holdingler batar, kötü yönetilen kamu kurumlarında ise fatura vatandaşa çıkar.! aradaki fark budur.  Liyakatsizlerin atanmasında, ya da işportacı yöneticilerin işbaşına getirilmesinde sistem kendiliğinden çürür başkaca da bir şey yapmanıza gerek yoktur.

            Herkesçe bilindiği üzere kamudaki en temel yönetimsel sorunlardan birisi liyakatsiz atamalardır. Kamu yönetiminde liyakatin yerini işportacı yönetici tarzının aldığını birçok akademisyen ve köşe yazarı yazıp duruyor. Günümüzün devlet yapısını kemiren bu hastalığı Koçi Bey Osmanlının son dönemlerinde Koçi bey risalesi olarak yaptığı çalışmalarda dile getirmiştir. Lakin, biz de birkaç kelam edelim dedik. Çünkü Liyakat yönetimin vazgeçme lüksünün olmadığı en temel ilkedir. Bilindiği üzere ülkemizde 657 sayılı Kanun'un üç temel ilkesinden birisi liyakattir. Ancak, devlet yönetimindeki en temel unsur olan liyakat istisna haline gelmiştir. Herkesin ısrarla liyakat demesine rağmen bu ilkenin niçin bu kadar yerlerde süründüğünün analizinin yapılmadığını da görmekteyiz.

            Özellikle hazır zamanda işportacı yönetici atamalarıyla yönetimde liyakat daha büyük bir darbe almıştır. Buna bu günden tezi yok  devletin en üst kademesinin müdahale etmesi de  bir zorunluluktur. Bir kurumun başına getirdiğiniz liyakatli bir yönetici, kurumu zirveye taşırken liyakatsiz bir yönetici ise oluşan birikimi zir-ü zeber etmektedir. Maalesef bu tür yöneticilerin gün geçtikçe, benim adamım şeklindeki yaklaşımlar nedeniyle artarak devam ettiğini üzülerek görmekteyiz. Bu konuda da doğruları söyleyenlerin sesi sürekli baskılanmakta, kısılmakta, mobing uygulanmakta, susturulmaktadır. Ancak, herkes'te iyi bilir ki, sütçü beygirinden yarış atı olmaz. Bizim bir şeyi görmeyen gözlere göstermemiz neyi değiştirir bilemiyoruz.

            Üst yöneticilerdeki nitelik zafiyeti günden güne bürokrasi kazanını kaynatıyor. Başkasının güdümündeki zayıf idareciler genel olarak kendilerine rakip olamayacak ya da kendisine kayıtsız şartsız itaat edecek, yanlışa yanlış demeyecek kişilerle çalışma eğilimine giriyor ve niteliklileri harcama yöntemi geliştiriyorlar. Maalesef haklı gerekçelerle itiraz eden bir memur veya orta düzeyde bir amirin, yerini muhafaza etme şansı yoktur. Bunlardan boşalan meydanın yağcı ve dalkavuklara kalması ise kaçınılmaz hale gelmiştir. Yani, doğru yanlış demeden her talimatı yerine getirenler yerlerini muhafaza ediyor, ancak, işini layıkıyla yapabilecek liyakatli çalışanlar diken üstünde durmaktalar. Bunun sonucunda kamu da kural tanımayan bir idare anlayışı ortaya çıkmıştır. İşi bilenler ve kısa vadeli çözümlerden ziyade uzun vadeli ve kalıcı çözümler getirmeye çalışanlar adeta takoz muamelesi görmektedirler. Hele hele maaşından başka geliri olmayan bir idarecinin görevine veya idareciliğine son verilme şıkkı karşısında doğruları savunması giderek zorlaşmaktadır.  Diğer yandan yönetici/idarecilerin kolayca görevden alınması, onları itaatkar hale getirmektedir. Bu durum ise doğruyu yapma ve adil davranma yerine dalkavukluk yapmayı tercih edilir kılmaktadır. Oturduğu koltuğa yük olmayan ve koltuğa güç veren yöneticilerin değiştirilmesi de ciddi bir diğer sorun.

            "Rüşvet alan da, veren de cehennemdedir" diye bir dinin mensupları için, rüşvet, irtikap gibi kamusal hastalıklar dün sorundu, bugün de sorun, yarın da sorun olacaktır. Günümüzde yönetimde sıklıkla karşılaşılan en önemli bozulma kaynağı irtikab olarak karşımıza çıkıyor. bu anlamda "görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar etmekle" sıklıkla karşılaşılabilmektedir. Maalesef günümüzde rüşvetin ve irtikabın değişik versiyonları tedavülde, ortalık göreve getirildiği makamı kullanarak etrafındakilere yarar sağlayan yöneticilerden geçilmiyor, Dolayısı ile "Himmet" adı altında Paralel Yapı'nın kamu yönetimine enjekte ettiği modern irtikap ve rüşvet yöntemleri kolay bertaraf edilecek bir durum değil. Fetocu olanlara hala kamu atamalarında, sözleşme ve makam mevki konusunda geçit olması işin başka bir yönü. Sonuçta bu hastalıkların hiçbirinin kamu kesimindeki hastalıklar olarak tedavisinin olmadığını söylemekte doğru değil, ancak zamanı geldi ve bu minvalde değişimin bir zorunluluk olduğunu avazımız çıktığı kadar nazara vermeye devam edeceğiz. Lakin, çok şey biliyoruz ve haksızlık karşısında susarsak dilsiz şeytanlardan ne farkımız kalacak?

- "Bir peygamberin, zırhını giydikten sonra, düşmanla çarpışmadan ve Allah (c.c), onunla düşmanları arasında hükmünü vermeden, zırhını sırtından çıkarması yakışmaz! Ben size ne emredersem, onu yapmaya bakın! Haydi, Allah’ın (c.c) adını anarak gidin! Sabrettiğiniz taktirde, Allah’ın (c.c) yardımı sizin içindir" emri Hz. Peygamberin sözü değil mi? sünneti seniyyeye ittiba-ı bize kutsal ve yüce kitabımız Kur'anı Kerim emretmiyor mu?

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

Ayse Çelebi @Susma politikasi

16 Eylül 2017 12:51

DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları

Başkanımız

Foto Galeri

  • Arakanlı Kardeşlerimize Merhem Olurmusun
  • 3. Dünya Müslüman Toplulukları Kongresi & Fuar 2018
  • Sağlık Yönetimi Kongresi 2018
  • Eğitime Destek

Videolar

  • Sağlık Yönetimi Sempozyumu
  • Bana Çanakkaleyi Anlat
  • Millet Bir Ve Beraber.
  • Not Defteri Programı 2

Facebook'ta Derneğimiz

Twitter'da Derneğimiz

Dernek Scripti: Medya İnternet